Anksiyete nedir, her endişe bir sorun mudur?
Her çocuk zaman zaman endişelenir. Karanlıktan korkmak, yeni bir öğretmenle tanışırken çekingen davranmak, bir sınavdan önce midesinin kasıldığını hissetmek büyümenin olağan parçalarıdır. Bu duygular çocuğu dikkatli olmaya, hazırlanmaya ve tehlikelerden korunmaya iter. Sorun, kaygı çocuğun ihtiyacından çok daha büyük bir yer kaplamaya başladığında ortaya çıkar.
Anksiyete bozukluklarında kaygı yaşa göre beklenenden belirgin biçimde yoğundur, haftalar ve aylar boyunca sürer ve çocuğun yapmak istediği ya da yapması gereken şeyleri engeller. Bir doğum günü partisine gidemeyen, okul gezisinden önceki gece uyuyamayan, annesi markete gittiğinde başına bir şey geleceğinden korkup ağlayan bir çocuk, yalnızca "biraz hassas" değildir; kaygısıyla baş etmek için yardıma ihtiyaç duyuyor olabilir.
Çocuğumda anksiyete olduğunu nasıl anlarım?
Çocuklar kaygılarını çoğu zaman "kaygılıyım" diyerek anlatmaz. Bunun yerine kaygı bedenlerinde, davranışlarında ve sorularında kendini gösterir. Aşağıdaki işaretler bir arada ve uzun süredir görülüyorsa dikkatli olmakta yarar var.
Bedenden gelen sinyaller
- Özellikle okul günleri sabahları artan karın ağrısı, bulantı ya da baş ağrısı
- Uykuya dalmakta güçlük, sık uyanma, kâbuslar
- Kas gerginliği, yorgunluk, çabuk ağlama
- Kalp çarpıntısı, nefes darlığı hissi, titreme
Davranışta görülen değişiklikler
- Yeni durumlardan, kalabalıklardan ya da belirli yerlerden kaçınma
- Ebeveynden ayrılmak istememe, okul kapısında ağlama
- Aynı soruyu defalarca sorarak güvence isteme
- Yapamayacağından korktuğu işlere hiç başlamama
- Mükemmel olmayan bir ödevi defalarca silip yeniden yazma
- Ani öfke patlamaları; çoğu zaman kaygı yaratan bir durumla karşılaşınca
Düşüncelerde beliren kaygılar
- "Ya yanlış yaparsam?", "Ya hastalanırsam?", "Ya annem gelmezse?" gibi bitmeyen "ya … ise" soruları
- Kötü bir şey olacağına dair sürekli bir beklenti
- Hatalara karşı aşırı duyarlılık, eleştirilmekten yoğun korku

Hangi kaygı türleri görülür?
Kaygının hangi konuya yöneldiği, tedavinin biçimini belirler. Çocuklarda sık rastladığımız kaygı tabloları şunlardır:
- Ayrılık kaygısı: Ebeveynden ya da bakım verenden ayrılmaya karşı yoğun korku. Okul öncesi ve ilkokulun ilk yıllarında sık görülür.
- Yaygın kaygı: Okul, sağlık, aile, gelecek, dünya olayları gibi pek çok konuda kontrol edilemeyen bir endişe hâli. Bu çocuklar çoğu zaman "küçük bir yetişkin" gibi her şeyi dert eder.
- Özgül fobiler: Köpek, böcek, iğne, kan, karanlık, gök gürültüsü ya da kusma gibi belirli bir şeye karşı yoğun korku.
- Sosyal kaygı: Başkalarının önünde değerlendirilme ve utanma korkusu. Ayrıntılar için sosyal kaygı sayfamıza bakabilirsiniz.
- Panik atakları: Özellikle ergenlerde, aniden başlayan yoğun korku, çarpıntı ve "kontrolü kaybedeceğim" hissi.
- Seçici konuşmazlık: Evde rahatça konuşan çocuğun okul gibi ortamlarda konuşamaması.
Neden olur, bizim hatamız mı?
Ailelerin en sık sorduğu sorulardan biri budur ve yanıtı açıktır: Hayır. Kaygı bozukluklarının ortaya çıkışında pek çok etken birlikte rol oynar. Bazı çocuklar doğuştan daha temkinli ve hassas bir mizaçla dünyaya gelir. Ailede kaygı öyküsünün bulunması riski artırır. Taşınma, okul değişikliği, bir yakının kaybı, hastalık ya da aile içi gerginlikler gibi yaşam olayları kaygıyı tetikleyebilir.
Ailelerin rolü suçlanacak bir neden değil, değişimin güçlü bir kaynağıdır. Kaygılı çocuğunu korumak isteyen ebeveynler çoğu zaman farkında olmadan onu korktuğu durumlardan uzak tutar. Bu kısa vadede rahatlatır; ancak çocuğun "Bunu yapamam" inancını güçlendirir. Tedavide ailelerle birlikte bu döngüyü fark etmek ve adım adım değiştirmek üzerine çalışırız.
Ergenlikte kaygı neden farklı görünür?
Ergenlik döneminde kaygı çoğu zaman sosyal kabul, akademik başarı ve gelecek kaygısı etrafında yoğunlaşır. Sınav dönemleri, arkadaş gruplarındaki değişimler ve sosyal medya karşılaştırmaları gençlerin kaygısını artırabilir. Bazı gençler kaygılarını öfke, içe kapanma ya da sürekli telefon kullanımı ile yönetmeye çalışır; bu durum aileler tarafından tembellik ya da ilgisizlik olarak yorumlanabilir. Ankara ergen psikiyatrisi alanındaki deneyimimiz, gençlerin kaygılarını doğrudan sorulduğunda ve yargılanmayacaklarını hissettiklerinde açıkça anlatabildiklerini gösteriyor.
Kaygıyla karışabilen durumlar
Kaygı belirtileri başka durumlarla benzerlik gösterebilir ya da onlarla birlikte bulunabilir. DEHB olan çocuklar huzursuzluk ve dikkat dağınıklığı nedeniyle kaygılı görünebilir. Depresyon ile kaygı sıklıkla bir arada görülür. Tekrarlayan kontrol ve temizlik davranışları OKB düşündürür. Tiroit sorunları, kansızlık ve bazı ilaçlar da kaygıya benzer belirtiler yaratabilir. Doğru tedavi için bu ayrımları yapmak önemlidir.
Kliniğimizde değerlendirme nasıl yapılıyor?
Değerlendirme genellikle bir ya da iki görüşmede tamamlanır. İlk bölümde ebeveynlerle kaygının ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, çocuğun gününü nasıl etkilediğini ve ailenin bugüne kadar neler denediğini konuşuruz. Ardından çocukla ya da gençle görüşürüz. Küçük çocuklar kaygılarını çoğu zaman bir oyun, bir resim ya da "kaygı canavarı" çizimi aracılığıyla daha rahat anlatır. Ergenlerle ise görüşmenin bir bölümünü yalnız yaparız.
Gerekli durumlarda çocuk, ebeveyn ve öğretmen tarafından doldurulan kaygı ölçekleri kullanırız. Bu ölçekler hem kaygının şiddetini belirlememize hem de tedavi süresince ilerlemeyi izlememize yardımcı olur.
Tedavi seçenekleri nelerdir?
Bilişsel davranışçı terapi
Çocuk ve ergenlerde kaygı tedavisinin temel taşı bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapide çocuk kaygının bedende nasıl hissedildiğini tanır, kaygılı düşüncelerini bir dedektif gibi sorgulamayı öğrenir ve korktuğu durumlara küçük adımlarla yaklaşır. Her adım, "Yapabildim" deneyimini güçlendirir ve kaygının gücünü azaltır.
Ebeveyn katılımı
Özellikle küçük yaşlarda ebeveynlerin tedaviye katılımı belirleyicidir. Ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde güvence döngüsünü kırmayı, cesaret gerektiren adımları desteklemeyi ve çocuğun kaygısına sakin bir modelle eşlik etmeyi birlikte çalışırız.
Kabul temelli yaklaşımlar
Bazı ergenler için kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla birlikte değer verdiği şeylere yönelmek daha anlamlıdır. Kabul ve kararlılık terapisi bu yaklaşımı sunar.
İlaç tedavisi
Kaygı çok yoğunsa, terapiye katılımı bile engelliyorsa ya da terapiye yeterli yanıt alınamıyorsa ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Bu karar aileyle birlikte, yarar ve olası yan etkiler tartışılarak verilir.
Evde neler yapabilirim?
- Çocuğunuzun korkusunu ciddiye alın ama ona teslim olmayın: "Korktuğunu görüyorum ve bunu yapabileceğine inanıyorum."
- Güvence soruları tekrar tekrar geldiğinde, uzun açıklamalar yerine kısa ve sakin bir yanıt verin.
- Kaçınmayı azaltın: Korkulan durumu tamamen ortadan kaldırmak yerine küçük ve ulaşılabilir adımlar planlayın.
- Cesur davranışları fark edin ve takdir edin; sonuçtan çok çabayı övün.
- Düzenli uyku, hareket ve sakin akşam rutinleri kaygıyı belirgin biçimde hafifletir.
Okulla nasıl iş birliği yapılır?
Okul, kaygılı çocukların en çok zorlandığı ortamlardan biridir. Ailenin onayıyla öğretmenle kısa bir görüşme yapmak, çocuğun sabah okula girişini kolaylaştıracak bir karşılama düzeni kurmak, sınıfta güvendiği bir yetişkin belirlemek ve sunum gibi zorlayıcı görevleri kademeli hâle getirmek çok değerlidir. Okul reddi gelişmişse dönüşü aile, okul ve klinik olarak birlikte planlarız.
Ne zaman randevu almalıyım?
Kaygı çocuğunuzun okula gitmesini, arkadaşlarıyla buluşmasını, uyumasını ya da ailece yapılan etkinliklere katılmasını engelliyorsa; çocuk doktorunun muayenesine rağmen açıklanamayan ağrılar haftada birkaç kez yineleniyorsa; kaygı birkaç haftadır giderek artıyorsa değerlendirme için başvurmanız uygun olur.
Sık sorulan sorular
Korumak, ebeveynliğin doğal bir parçasıdır; ancak kaygı söz konusu olduğunda aşırı koruma kaygıyı besler. Çocuğu korkulan durumlara hazırlıksız biçimde itmek de doğru değildir. Doğru yol, onunla birlikte küçük ve planlı adımlar atmaktır.
Çoğu çocukta bilişsel davranışçı terapi haftalık görüşmelerle birkaç ay sürer. İlk değişiklikler genellikle ilk haftalar içinde fark edilir; kalıcı kazanımlar için evde düzenli uygulama önemlidir.
Ebeveyn kaygısı çocuğun kaygı riskini artırabilir; ancak bu kaçınılmaz bir sonuç değildir. Ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmesi ve yönetmeyi öğrenmesi, çocuğa sağlıklı bir model sunar.
Pek çok çocuk kaygıyı adlandırmakta zorlanır ya da zayıf görünmek istemez. "Kaygı" sözcüğü yerine "midene kelebek giren anlar" ya da "kafanda dönen soru işaretleri" gibi çocuğun kullandığı ifadeleri kullanmak konuşmayı kolaylaştırır.