Sosyal kaygı neye benzer?
On beş yaşındaki bir genç düşünelim. Sınıfta cevabı bildiği hâlde parmak kaldırmıyor; çünkü sesinin titreyeceğinden, kızaracağından, herkesin ona bakacağından korkuyor. Kantinde sıraya girmektense aç kalmayı seçiyor. Arkadaşları bir doğum gününe çağırdığında son anda hasta olduğunu söylüyor. Eve döndüğünde ise gün içinde söylediği tek bir cümleyi saatlerce zihninde evirip çeviriyor: "Neden öyle dedim, kesin aptal göründüm."
Sosyal kaygı, başkalarının değerlendirmesine açık olunan durumlarda ortaya çıkan, yoğun ve süregen bir utanma ve küçük düşme korkusudur. Herkes zaman zaman sahneye çıkmadan önce heyecanlanır ya da yeni bir ortamda çekingen davranır. Sosyal kaygıda ise bu korku gencin yaşamını yönetmeye başlar: Kaçındığı her durum, dünyasını biraz daha daraltır.
Çekingenlikten farkı ne?
Çekingen bir çocuk yeni insanlarla tanışırken başlangıçta temkinli davranır; ama ortama ısındıkça rahatlar, arkadaşlık kurar ve sevdiği etkinliklere katılır. Sosyal kaygı yaşayan bir genç ise ortam ne kadar tanıdık olursa olsun, değerlendirileceğini düşündüğü anlarda yoğun bir sıkıntı yaşar ve bu anlardan kaçınmak için çok çaba harcar. Belirleyici olan, korkunun yoğunluğu, süresi ve gencin yaşamında yarattığı kısıtlılıktır.

Gencimde sosyal kaygı olduğunu nasıl anlarım?
Kaçındığı ya da zorlandığı durumlar
- Sınıfta söz almak, tahtaya kalkmak, sesli okumak
- Sunum, gösteri, sözlü sınav
- Telefonla konuşmak, mağazada soru sormak, sipariş vermek
- Kalabalık bir masada yemek yemek
- Tanımadığı yaşıtlarıyla sohbet başlatmak
- Okul gezileri, partiler, grup etkinlikleri
- Beden eğitimi derslerinde izlenmek
Bedeninde hissettikleri
- Yüzün kızarması, terleme, titreme
- Kalp çarpıntısı, nefesin daralması
- Mide bulantısı, ishal, sık tuvalete gitme isteği
- Sesin kısılması, ağzın kuruması, "aklımın boşalması"
Davranışlarında görülenler
- Göz göze gelmemek için yere ya da telefona bakma
- Sınıfta en arka sırayı seçme, kapüşonla yüzünü gizleme
- Konuşmadan önce cümleleri kafasında prova etme
- Kendisi hakkında konuşulduğunu, gülündüğünü sanma
- Küçük çocuklarda donup kalma, ağlama, ebeveynin arkasına saklanma ya da öfke nöbetleri
Neden olur?
Sosyal kaygının ortaya çıkışında mizaç önemli bir rol oynar: Doğuştan yeni durumlara karşı temkinli olan çocuklarda risk daha yüksektir. Ailede kaygı öyküsü, aşırı koruyucu ya da eleştirel bir aile ortamı, akranlar tarafından alay edilme, dışlanma ya da utandırıcı bir deneyim de sosyal kaygıyı tetikleyebilir. Ergenlikte bedenin ve görünüşün değişmesi, akran grubunun öneminin artması ve sosyal medyadaki sürekli karşılaştırma bu korkuyu besleyebilir.
Hangi durumlarla karışabilir?
- Seçici konuşmazlık: Evde akıcı konuşan çocuğun okul gibi ortamlarda hiç konuşamaması; sosyal kaygıyla yakından ilişkilidir.
- Otizm spektrumu: Sosyal güçlük spektrumda da görülür; ancak burada asıl sorun sosyal ipuçlarını anlamaktadır, yargılanma korkusu ön planda değildir. Bkz. otizm spektrumu.
- Depresyon: İçe kapanma depresyonun da belirtisi olabilir; iki durum sıklıkla birlikte görülür.
- Akran zorbalığı: Sürmekte olan bir zorbalık durumunda gencin kaçınması gerçek bir tehlikeye verilen yanıttır; önce güvenliğin sağlanması gerekir.
Kliniğimizde değerlendirme
Sosyal kaygı yaşayan gençler muayene odasında da tedirgin olabilir. Bu nedenle ilk görüşmede gencin hızına uyar, soruları baskı yaratmadan sorar ve konuşmakta zorlandığı noktalarda ona zaman tanırız. Ebeveynlerle ve gençle ayrı ayrı görüşürüz; gençler çoğu zaman en çok neden utandıklarını yalnızken anlatabilir.
Değerlendirmede kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını, ne kadar kaçınmaya yol açtığını, okul ve arkadaşlık yaşamını nasıl etkilediğini ve eşlik eden depresyon ya da çocuklarda anksiyete başlığındaki diğer kaygı tablolarını ele alırız. Gerekli durumlarda sosyal kaygı ölçekleriyle şiddeti belirler, tedavi sürecinde bu ölçekleri tekrarlarız.
Tedavi seçenekleri
Bilişsel davranışçı terapi
Sosyal kaygıda etkinliği en iyi bilinen yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Genç, sosyal durumlarda aklına gelen tahminleri ("Herkes bana gülecek") gerçek kanıtlarla karşılaştırmayı ve korktuğu durumlara kendi belirlediği küçük adımlarla yaklaşmayı öğrenir. Bu adımlar gerçek yaşamda denenir: önce bir arkadaşına mesaj atmak, sonra kantinde sipariş vermek, ardından sınıfta kısa bir soru sormak gibi.
Terapide "güvenlik davranışları" üzerinde de dururuz. Göz temasından kaçınmak, telefona gömülmek ya da her cümleyi ezberlemek o an rahatlatır ama gencin "aslında başarabiliyorum" deneyimini yaşamasını engeller.
Kabul ve kararlılık yaklaşımı
Bazı gençler için kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak yerine onu yanında taşıyarak değer verdiği şeylere yönelmek daha anlamlıdır. ACT terapisi bu yaklaşımı sunar ve özellikle mükemmeliyetçi gençlerde yararlıdır.
İlaç tedavisi
Kaygı çok yoğunsa, genç okula gidemiyorsa ya da terapiye tek başına yanıt alınamıyorsa ilaç tedavisi plana eklenebilir. İlaç, terapide atılacak adımları kolaylaştıran bir destek olarak düşünülür.
Evde neler yapabilirim?
- Gencinizin yerine konuşmayın; siparişi vermek, telefonu açmak gibi küçük görevleri ona bırakın.
- "Bu kadar utangaç olma" ya da "Abartıyorsun" gibi cümleler yerine çabasını fark edin.
- Sosyal etkinliklere katılımı zorlamadan ama vazgeçmeden destekleyin; küçük ve ulaşılabilir hedefler koyun.
- Ortak ilgi alanlarına dayanan küçük gruplar, kulüpler ya da kurslar iyi bir başlangıç olabilir.
- Ekranın yüz yüze ilişkilerin tamamen yerini almasına izin vermeyin.
Okulla iş birliği
Sunumlar, sözlü sınavlar ve grup çalışmaları sosyal kaygı yaşayan gençler için yılın en zor anlarıdır. Ailenin onayıyla öğretmen ve rehberlik servisiyle görüşerek sunumun önce küçük bir grup önünde yapılması, sözlü yerine kısa bir süreliğine yazılı değerlendirme ya da sınıf içinde gencin güvendiği bir arkadaşla eşleşmesi gibi kademeli düzenlemeler planlanabilir. Amaç kaçınmayı kalıcı hâle getirmek değil, adım adım yaklaşmayı kolaylaştırmaktır.
Mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı
Sosyal kaygı yaşayan gençlerin bir bölümü aynı zamanda yoğun bir mükemmeliyetçilik taşır. Hata yapmanın, yanlış bir şey söylemenin ya da beklenenin altında kalmanın başkalarının gözünde kalıcı bir yargıya dönüşeceğine inanırlar. Bu inanç, gencin yalnızca sosyal ortamlarda değil, ders çalışırken ve ödev hazırlarken de kendini sürekli denetlemesine yol açar. Terapide "yeterince iyi" olanı kabul etmeyi, küçük hataların hayatın olağan bir parçası olduğunu deneyimlemeyi ve kendine karşı daha şefkatli bir iç ses geliştirmeyi birlikte çalışırız. Bu çalışma çoğu zaman sosyal kaygının da belirgin biçimde azalmasını sağlar.
Sık sorulan sorular
Çoğu zaman geçmez; tedavi edilmediğinde yetişkinliğe taşınabilir ve iş, eğitim ve ilişki seçimlerini etkileyebilir. Erken dönemde ele alındığında ise tedaviye iyi yanıt verir.
Olabilir. Mesajlaşma, yüz yüze iletişimin yarattığı izlenme hissini azalttığı için sosyal kaygı yaşayan gençlere daha kolay gelir. Tedavide dijital iletişimi, yüz yüze adımlara geçişte bir köprü olarak kullanabiliriz.
Yakından ilişkilidirler ama aynı değildir. Seçici konuşmazlıkta çocuk belirli ortamlarda hiç konuşamaz; sosyal kaygıda ise genç konuşabilir ama yoğun sıkıntı yaşar ve konuşmaktan kaçınır.
Bilişsel davranışçı terapi genellikle haftalık görüşmelerle birkaç ay sürer. Gencin evde ve okulda denediği küçük adımlar, sürenin ve kalıcılığın en önemli belirleyicisidir.
Takım sporları, ortak bir hedef etrafında doğal bir sosyal ortam sunduğu için birçok genç için iyi bir fırsattır. Ancak gence ilk adımda büyük bir grup yerine daha küçük ve yapılandırılmış bir etkinlik önermek, katılımı kolaylaştırabilir.